Akdeniz rüyası deyince aklınıza altın sarısı kumsallar, masmavi berrak sular ve enerjisi hiç bitmeyen yaz akşamları geliyorsa, sizi eşsiz bir rotaya götürmek istiyorum. Rotamızı Antalya’nın en popüler ve hareketli ilçelerinden biri olan Alanya’ya çeviriyoruz. Tarihi zenginlikleri deniz keyfiyle birleştiren bu ilçe, tatilden beklentisi yüksek olanlar için şahane bir alternatif. Ayrıca meşhur Alanya otelleri ile tatil beklentisini katlayan Alanya’nın sunduğu güzelliklere hep birlikte bakalım.
içindekiler
Tarihi zenginlik: Alanya Kalesi ve Kızıl Kule
Alanya’nın siluetini oluşturan en önemli simge Alanya Kalesi’dir. Yarımadanın zirvesinde yer alan kaleye adım attığınızda, tüm şehri ayaklarınızın altına seren o muazzam manzarayla karşılaşacaksınız. Ve tüm yol yorgunluğunuz uçup gidecek. Kızıl Kule ise kalenin hemen eteklerinde bulunan, limanın bekçiliğini yapan sekizgen planlı bir yapı. Selçuklu mimarisinin en güzel örneklerinden biri olarak, harika fotoğraf kareleri yakalamak isteyenler için vazgeçilmez bir nokta.

Deniz ve güneş: Kleopatra Plajı
İncecik altın kumu ve cam gibi parlak deniziyle Alanya’nın incisi olan Kleopatra Plajı, rivayete göre adını ünlü Mısır kraliçesinden alıyor. Bu mavi bayraklı plajda bütün gün denizin tadını çıkarabilir, akşamüzeri ise sahil şeridinde yürüyüş yapabilirsiniz. Benden size ufak bir tavsiye: Burada gün batımının o büyüleyici renklerini mutlaka izleyin.
Sıcaktan bunalanlar için: Dim Çayı ve Sapadere
Yaz sıcağı etkisini artırdığında yönünüzü biraz doğaya çevirmekte yarar var. Çivi gibi soğuk suyuyla meşhur Dim Çayı’nda, suyun hemen üzerine kurulmuş alabalık tesislerinde ayaklarınızı serin sulara bırakıp yemek yiyebilirsiniz. Doğa yürüyüşlerini seviyorsanız, ahşap yürüyüş yollarıyla Sapadere Kanyonu tam size göre. Ayrıca şifalı ve nemli havasıyla özellikle astım hastalığı olanların ilgisini çeken Damlataş Mağarası da kesinlikle görülmesi gereken ilginç bir doğal güzellik.
Konaklama: Alanya’da Nerede Kalınır?
Tatilin en önemli kalemi olan konaklama meselesine gelirsek, Alanya otelleri sunduğu geniş çeşitlilikle her beklentiye yanıt verebiliyor. Eğer eğlenceye ve gece hayatı odaklı bir tatil istiyorsanız merkezdeki otelleri, daha sakin bir aile tatili arıyorsanız Mahmutlar veya Konaklı bölgelerindeki tesisleri tercih edebilirsiniz. Lüks otellerden, apartlara kadar bütçenize uygun bir seçenek bulmak oldukça kolay.
Diğer yandan, yalnızca Alanya ile yetinmeyip Kemer, Manavgat ve Side gibi çevre ilçeleri de gezi planınıza dahil etmek isteyebilirsiniz. Bu nedenle rotanızı daha esnek çizebilmek adına Antalya otel alternatiflerini de incelemenizde fayda var.
Tropikal bir lezzet molası
Epey gezdik, peki ne yiyeceğiz dediğinizi duyar gibiyim. Alanya sadece doğasıyla değil, sahip olduğu iklimin sunduğu bereketli topraklarıyla da ünlü. Dalından yeni koparılmış minik ve lezzetli Alanya muzları, avokadolar, ejder meyveleri ve taptaze narenciyeler enerjinizi gün boyu yüksek tutacak. Akşam yemeği içinse liman bölgesindeki restoranlarda Akdeniz’in taze balıklarını, bölgeye özgü lezzetleri ve çeşit çeşit zeytinyağlı mezeleri deneyebilirsiniz.
Peki ne zaman gitmeli?
Alanya’da turizm sezonu nisan ayında başlayıp kasım sonuna kadar devam ediyor. Bilindiği üzere temmuz ve ağustos ayları ilçenin en kalabalık ve cıvıl cıvıl olduğu dönemler. Ancak bana kalırsa, deniz suyunun hâlâ sıcaklığını koruduğu fakat o yoğun yaz kalabalığının el ayak çektiği eylül ve ekim ayları, Alanya’nın en keyifli dönemi. Hem bütçe dostu hem de huzurlu bir tatil arıyorsanız sonbaharı kesinlikle değerlendirmelisiniz.
Özetlemek gerekirse
Özetlemek gerekirse Alanya; muhteşem denizi, yemyeşil doğası, zengin tarihi ve hiç bitmeyen enerjisiyle unutulmaz bir tatil için gereken her şeye sahip. Şimdiden bavulunuzu hazırlamaya başlayın ve güneş kreminizi yanınıza almayı unutmayın. İyi yolculuklar!