Selamlar tarih ve doğa tutkunu dostlarım! Adana yazı dizimizde bugün rotamızı biraz özelleştiriyoruz. Sadece bir ilçeyi değil, o ilçenin (Karaisalı) kalbinde atan, dağların arasında bir gerdanlık gibi parlayan o muazzam yapıyı, Varda Köprüsü hikayesi üzerine konuşacağız.
Biliyorsunuz, bazı yapılar vardır; sadece taş ve harçtan ibaret değildir. Ruhları vardır, yaşanmışlıkları vardır, arkalarında bıraktıkları derin izler vardır. İşte Varda Köprüsü tam da böyle bir yer. Oraya gittiğinizde karşınızda duran o devasa taş bloklara bakarken, sadece bir köprü görmüyorsunuz. Yüz yıl öncesinin teknolojisini, insan emeğini, dökülen terleri ve hatta kaybedilen hayatları hissediyorsunuz. Geçenlerde fotoğraf makinemi alıp, termosuma çayımı doldurup bu eşsiz yapının karşısına geçtim ve saatlerce izledim. Bu yazıda size o izlenimlerimi, köprünün teknik detaylarını ve en önemlisi dilden dile dolaşan o meşhur hikayesini anlatacağım. Hazırsanız, James Bond’un bile üzerinden düştüğü (tabii film icabı) bu efsaneye yakından bakalım.
içindekiler
- 1 Varda Köprüsü Hikayesi ve Tarih Sahnesindeki Yeri
- 2 Varda Köprüsü İsmi Nereden Geliyor?
- 3 Varda Köprüsü Kim Yaptı ve Mimari Özellikleri Nelerdir?
- 4 Varda Köprüsü Hangi Filmde Çekildi? (James Bond Etkisi)
- 5 Varda Köprüsü Nerede ve Nasıl Gidilir?
- 6 Varda Köprüsü Giriş Ücretli mi? Ziyaret Saatleri Var mı?
- 7 Bölgedeki Diğer Tarihi Kalıntılar ve Alman İzleri
- 8 Çevresinde Gezilecek Başka Yerler Var mı?
Varda Köprüsü Hikayesi ve Tarih Sahnesindeki Yeri
Geldik işin en can alıcı noktasına. Herkes buraya fotoğraf çekilmeye geliyor ama çok az kişi Varda köprüsü hikayesi hakkında derinlemesine bilgi sahibi. Aslında bu köprü, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerindeki en büyük stratejik hamlelerden biri olan “Berlin-Bağdat Demiryolu” projesinin en kritik halkası.
Yıl 1900’lerin başı… Osmanlı Devleti ile Alman İmparatorluğu arasında sıkı bir dostluk ve iş birliği var. Alman İmparatoru II. Wilhelm ve Sultan II. Abdülhamid Han, Berlin’den kalkacak bir trenin Bağdat’a kadar kesintisiz gitmesini hayal ediyor. Bu hem ticaret için hem de olası bir savaş durumunda askeri sevkiyat için hayati önem taşıyor. Ancak ortada büyük bir engel var: Toros Dağları! Bu sarp dağları, derin vadileri aşmak o dönemin teknolojisiyle neredeyse imkansız gibi görünüyor. İşte Varda köprüsü hikayesi tam da bu imkansızlığa meydan okumayla başlıyor.
Alman mühendisler bölgeye geliyor, ölçümler yapıyor ve Hacıkırı mevkiindeki bu derin vadiyi geçmek için devasa bir viyadük yapılmasına karar veriliyor. İnşaat 1907 yılında başlıyor ve tam 5 yıl sürüyor. Dile kolay, o dönemin şartlarında, dağın başında, elektriğin, vincin kısıtlı olduğu bir ortamda 1912 yılında tamamlanıyor. Bu süreçte Türk işçiler ve Alman mühendisler omuz omuza çalışıyor. Hatta inşaat sırasında 21 işçi ve bir Alman mühendis hayatını kaybediyor. Yani Varda köprüsü hikayesi aslında büyük bir fedakarlığın ve azmin öyküsüdür. Bu yüzden köprüye baktığınızda o emeğe saygı duymadan edemiyorsunuz.
Varda Köprüsü İsmi Nereden Geliyor?
Burasıyla ilgili en çok merak edilen, hatta biraz da tebessüm ettiren konu isminin kökeni. Resmi kayıtlarda “Alman Köprüsü” ya da “Koca Köprü” olarak geçse de, halk buraya “Varda” diyor. Peki neden?
Rivayete göre, köprünün inşaatı sırasında kullanılan bir iletişim kopukluğu bu isme sebep olmuş. Alman mühendisler ve Türk işçiler kanyonun iki yakasında çalışırken, malzemeyi karşıya atan vinç sistemleri veya el arabaları kullanıyorlarmış. Mesafeyi ve malzemenin varıp varmadığını kontrol etmek için aşağıdan yukarıya ya da karşıdan karşıya bağırırlarmış. Türk işçiler malzemenin hedefe ulaştığını belirtmek için “Vardı haaa!”, “Var daha mı?” ya da direkt “Vardı” diye seslenirlermiş. Bu seslenişler zamanla Almanların kulağında “Varda” şeklinde yer etmiş ve köprünün adı halk ağzında Varda Köprüsü olarak kalmış.
Tabii bu işin biraz efsane boyutu. Kelime anlamı olarak “Varyant” kelimesinden türediğini söyleyenler de var ama bence ilki, o dönemin samimiyetini yansıtan Varda köprüsü hikayesi içine daha çok yakışıyor.
Varda Köprüsü Kim Yaptı ve Mimari Özellikleri Nelerdir?
Köprünün mimarisi, gören herkesi kendine hayran bırakacak cinsten. Alman mühendislik dehasının bir ürünü olan bu yapı, “çelik kafes örme” tekniği ile yapılmamış, bunun yerine “taş örme” tekniği kullanılmış. Yani içi dolu dolu taş! Bu da onu diğer demiryolu köprülerinden ayırıyor ve daha heybetli gösteriyor.
Köprüyü inşa eden ana yüklenici Alman Philipp Holzmann şirketi. Yapı 99 metre yüksekliğinde ve 172 metre uzunluğunda. Düşünsenize, 100 yıl önce yaklaşık 30 katlı bir bina yüksekliğinde bir köprü yapıyorsunuz. Hem de deprem bölgesinde. Köprü o kadar sağlam yapılmış ki, aradan geçen 110 yılı aşkın sürede nice depremler görmesine rağmen dimdik ayakta. Harcında kullanılan teknikler ve taşların dizilimi hala mühendislik fakültelerinde ders olarak okutulabilecek nitelikte. Kemerlerinin o estetik kıvrımı, vadiye oturuşu sanki doğanın bir parçasıymış gibi duruyor. Hiç sırıtmıyor, aksine manzarayı tamamlıyor.
Varda Köprüsü Hangi Filmde Çekildi? (James Bond Etkisi)
Gelelim köprünün dünya çapında şöhrete kavuşmasına… Varda köprüsü hikayesi 2012 yılında vizyona giren bir Hollywood filmiyle bambaşka bir boyut kazandı. Dünyanın en ünlü ajanı 007 James Bond’un “Skyfall” filminin o nefes kesen açılış sahnesi burada çekildi.
Hatırlarsınız belki; James Bond (Daniel Craig) trenin üzerindeyken vurulur ve o devasa yükseklikten aşağıya, kanyona düşer. İşte o düştüğü yer bizim Varda Köprüsü! Film ekibi Adana’ya gelip günlerce burada çekim yaptı. Bu filmden sonra köprüye “James Bond Köprüsü” diyenler bile oldu. Turist sayısı bir anda patladı. Eskiden sadece yerel halkın bildiği bu yer, bir anda Japon turistlerin bile elinde haritayla aradığı bir lokasyon haline geldi. Açıkçası filmin köprünün tanıtımına katkısı inkar edilemez ama ben yine de o tarihi dokunun Hollywood’dan daha kıymetli olduğunu düşünenlerdenim.
Varda Köprüsü Nerede ve Nasıl Gidilir?
“Tamam çok övdün, gidelim görelim ama nerede bu köprü?” dediğinizi duyar gibiyim. Varda Köprüsü, Adana’nın Karaisalı ilçesine bağlı Hacıkırı (Kıralan) Mahallesi’nde bulunuyor. Adana şehir merkezine yaklaşık 60-65 kilometre mesafede.
Ulaşım için en mantıklı yol şahsi aracınızla gitmek. Adana’dan Karaisalı istikametine doğru yola çıkıyorsunuz. Karaisalı merkeze geldikten sonra tabelalar sizi zaten yönlendiriyor. Yol boyunca çam ormanlarının arasından, kıvrıla kıvrıla gidiyorsunuz. Yolun kendisi bile ayrı bir keyif. Toplu taşıma ile gitmek isterseniz Adana’dan Karaisalı dolmuşlarına binip, ilçeden köye giden araçları bulmanız gerekebilir, bu biraz zahmetli olabilir. Bir diğer nostaljik yöntem ise trenle gitmek. Adana garından trene binip Hacıkırı istasyonunda inebilirsiniz. İstasyondan köprüye kısa bir yürüyüş mesafesi var. Trenle o köprünün üzerinden geçmek de apayrı bir deneyim, benden söylemesi.
Varda Köprüsü Giriş Ücretli mi? Ziyaret Saatleri Var mı?
Gezginlerin en sevdiği sorulardan biri bu olsa gerek: “Kaç para?” Müjdeyi vereyim, Varda Köprüsü’nü uzaktan izlemek, fotoğraflamak tamamen ücretsiz. Çünkü burası aslında aktif olarak kullanılan bir demiryolu hattı ve açık bir alan. Yani bir müze girişi gibi bilet kesilen bir yer değil.
İstediğiniz saatte gidebilirsiniz. Ancak benim tavsiyem kesinlikle gündüz gözüyle gitmeniz. Hatta gün batımına yakın bir saatte giderseniz, taşların kızıla çalan rengini ve gökyüzünün o harika tonlarını yakalayabilirsiniz. Köprünün hemen karşısında belediyenin ve özel işletmelerin kafeleri, seyir terasları var. Arabanızı park edip, cüzi bir fiyata çayınızı kahvenizi içerken bu manzarayı doya doya izleyebilirsiniz. Herhangi bir saat kısıtlaması yok ama gece karanlığında o muazzam detayları görmek pek mümkün olmuyor.
Bölgedeki Diğer Tarihi Kalıntılar ve Alman İzleri
Varda köprüsü hikayesi sadece köprüyle sınırlı değil demiştik. Köprünün bulunduğu Hacıkırı köyünde, o dönem inşaatta çalışan Alman mühendislerin ve personelin kaldığı binaların kalıntıları hala duruyor. Hatta bölge halkı bazı yapılara hala “Alman Evi” diyor.
Daha da ilginci, köyün yakınlarında bir Alman mezarlığı bulunuyor. İnşaat sırasında hayatını kaybeden Alman görevliler buraya defnedilmiş. Bu mezarlık, iki ülke arasındaki o dönemki bağın ve varda köprüsü hikayesi içindeki hüznün somut bir kanıtı gibi. Eğer vaktiniz varsa köyün içine girip bu tarihi kalıntıları da arayabilirsiniz. Köy halkı zaten bu duruma çok alışkın, size hemen rehberlik ederler, hikayeler anlatırlar.
Çevresinde Gezilecek Başka Yerler Var mı?
Buraya kadar gelmişken sadece köprüyü görüp dönmek olmaz. Hemen yakınında bulunan Kapıkaya Kanyonu, doğa yürüyüşü sevenler için harika bir alternatif. Varda Köprüsü’nü tepeden gördükten sonra, bir de kanyonun içinden, aşağıdan o devasa ayaklara bakmak insanı büyülüyor.
Ayrıca Yerköprü Mesire Alanı da buraya oldukça yakın. Özellikle yaz aylarında gidiyorsanız, köprü gezisinden sonra Yerköprü’ye geçip suyun kenarında serinleyebilir, güzel bir piknik yapabilirsiniz. Yani Karaisalı tarafına bir gün ayırırsanız, hem varda köprüsü hikayesi ile kültürlenir hem de kanyonlarla doğaya doyarsınız.
Son Sözler: Neden Gitmelisiniz?
Toparlamak gerekirse; Varda Köprüsü, bir mühendislik harikası olmasının ötesinde, coğrafyaya meydan okuyan bir azmin sembolü. Oraya gittiğinizde sadece güzel bir manzara fotoğrafı çekmeyeceksiniz. Aynı zamanda 100 yıl öncesinin tozlu sayfalarına dokunacak, o demiryolunun her bir cıvatasında emeği olan insanların hikayesine ortak olacaksınız.
Benim için varda köprüsü hikayesi, Adana’nın en kıymetli hazinelerinden biri. Hani bazen bir yere gidersiniz ve orası size “İyi ki gelmişim” dedirtir ya, işte burası tam da öyle bir yer. Eğer yolunuz Çukurova’ya düşerse, bu koca ihtiyar köprüyü selamlamadan geçmeyin.
